Düşünadası
İbrahim Kaypakkaya Ölümsüzdür...
| Düşün Adası'ndan |

İbrahim Kaypakkaya hiç kuşkusuz Anadolu Sosyalist hareketinin önderlerinden birisidir. İbrahim Kaypakkaya, pratik devrimci önderliğinin yanısıra, Anadolunun sosyalist düşün dünyasına farklı bir ivme kazandırmış bir teorisyendir, bu hususta en çok dikkati çeken konu, dönemin sosyalistlerinin büyük bir çoğunluğunun yer aldığı milli demokratik devrim anlayışını savunan legal ve illegal devrimci grupların görüşleriyle neredeyse taban tabana zıt duran bir Kemalizm karşıtlığıdır. İbrahim Kaypakkaya, dönemin diğer devrimci gruplarının benimsediği ve eylem ile görüşleriyle bizzat içerisinde yer aldıkları Kemalizm ile bağlarını koparmasının ardından, ulus-devlet ideolojisinin karşısında duran, azınlık hakları üzerine inşa ettiği kendi yolunu ve çizgisini ortaya çıkartmıştır.
Kemalizm'e ve Mustafa Kemal Atatürk'ün fikri mirasına karşı bu sert çıkış, özellikle Kemalizmin (vatansever) ve milliyetçi - ırkçı yapısı ile alakalı bir çıkış olarak kendisini göstermiş, Kaypakkaya'nın bu minvalde öne sürdüğü Lenin'in "ulusların kendi kaderini tayin hakkı" anlayışı çevresine kendi fikrince oturtarak düzenlediği "Kürtler de bir ulustur ve kendi kaderlerini belirleme hakları vardır" yönündeki görüşü, o yıllardan günümüze kendini pratik bir doğrulukla kanıtlamıştır.
İbrahim Kaypakkaya’nın katledilmesi bu coğrafyanın devrimci hareketi için çok büyük bir kayıptır; İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır'da süren dört aylık sorgulama ve işkence sürecinden sonra, mahkemeye çıkartılmasına az bir zaman kala, 18 Mayıs 1973'te katledilmiştir. Ölüm sebebi kayıtlara intihar olarak geçmiştir. Katili faşist devlettir, sömürü düzeninin devam etmesi, ancak halkın bilinçlenmesini ve örgütlenmesini sağlayanların yok edilmesiyle mümkündür. Kaypakkaya'nın düşüncesinden çok korktukları için onu katletmişlerdir, fakat mücadelesi ve işkenceye destansı bir şekilde direnmesi onu Anadolunun devrimci önderlerinden biri yapmıştır.
Kaypakkaya’yı Unutmadık, Unutturmayacağız…
“KEŞKE” RAGIP, YANİ İNSAN GİBİ “İNSAN” OLMAK ÖDÜLLENDİRİLMESE![*] – Temel Demirer
“Dünyamızı sorularımızın cesareti ve yanıtlarımızın derinliğiyle önemli kılarız.”[1]
Haberiniz var bilmem; Ragıp Zarakolu 17 Şubat 2012’de bir ödül daha aldı: Diyarbakır TTB’den… Kimilerine şaşırtıcı gelebilir, ama diyorum ki keşke bu ödüle gerek olmasaydı… “Neden” mi? Hatırlar mısınız bilmem? Ernest Hemingway’in, İspanya iç savaşını anlattığı ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’da “En iyiler cephenin en önündedir,” diye bir tümce vardır. İşte tam da böyle, şimdilerde en iyilerimiz içerde… Ragıp da içeride olanlardan… Hani “Benim hâlim memleketin hâli,” diyen Can Yücel’i hatırlatırcasına… Ya da Edip Cansever gibi, “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka,” dediği için… Veya “Ne gördüğüm hakikâti gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım,”[2] diye haykıran Giordano Bruno’yu anımsatırcasına… Ragıp, Ragıp’lar, Ragıp’ın yoldaşları içerde… Onlar şimdi oradan hepimize, “Karanlık zamanlarda/ şarkı da söylenecek mi?/ Elbette, şarkı da söylenecek,/ karanlık zamanları anlatan,” diye sesleniyorlar, Bertolt Brecht’in dizelerindeki üzere… Duyuluyor mu? Duyuyor musunuz? |


