Düşünadası
Bize tek araç “söz” kaldı. Sözümüze de göz diktiler. Diyorlar ki “Devlete katil deme”. Olur. Seri Katil. - Arat Dink

Devlet ve katiller arasındaki benzerlik, savunmalarındaki benzerlikten ibaret değildir. Savunmaların benzerliği, aralarındaki benzerliğin sebebi değil tam tersine sonucudur. Dahası aralarındaki ilişki benzerlikten çok aynılıkla açıklanabilir.
Bu açıdan bakıldığında, devletin AİHM savunmasında şaşırtıcı bir şey yok. Peki ilginç olan ne? AKP hükümeti demokrasiyi bolca vurgulayan bir hükümet ya herhalde ondan ilginç geldi. Başka alanlarda demokrat olup olmadığı bu yazının konusu değil ama Hrant Dink cinayeti konusundaki notunu hâlâ veremeyenlere bu savunmanın şaşırtıcı gelmesi de gayet normal.
Türkiye’de demokrasi mücadelesi büyük oranda, katı koyu bir sıvıda boncuk arama performansı gerektiriyor kuşkusuz. Bu gerçek aklın bir ucunda her zaman tutulursa iyi olur. Eğer değiştirmeye güç ve/veya gönül yoksa maalesef o boncukları bulup, parlatıp, ortaya çıkarıp, boncukların bilinçli/bilinçsiz sahiplerini fazlasına teşvik etmekten başka da kısa vadede yapılacak pek bir şey yok. “Bak bu çok güzel oldu, bundan yapmaya devam et.” Elbette bunu yaparken kendi parlattığımız boncukların büyüsüne kapılmamak kaydıyla. Zira gözün karanlığa alışması gibi, boncuk ararken katı koyu sıvıyı görmez de olabiliriz. O durumda da daha koyu bir parça bize ilginç gelebilir.
H.“Ebs“ Eberl hakkında açılan davalar hemen durdurulsun!Münih'de her sene düzenlenen NATO güvenlik toplantısının resmi düzenleyicisi eski diplomat İschinger'in muğlak ifadeleri sonucunda evine baskın düzenlenen ve hakkında dava açılan H.“Ebs“ Eberl'in 26 Ağustos Perşembe günü görülmeye başlanacak olan davası, devletin Münih'deki tüm devrimci, anti-faşist, savaş karşıtı, barış yanlısı ve mülteci hakları savunucusu kurum ve kuruluşlara bir saldırıyı ifade etmektedir.
Güney Kürdistanlı bir mültecinin polis tarafından kötü muamele görmesine karşı gelmek, NPD'nin desteklediği bir eyleme engel olmaya çalışmak ve militarizmin Almanya'da resmileşerek toplumda yayılmasınına engel olmak suçlamalarıyla karşılaşan H.“Ebs“ Eberl, Münih'de mücadelenin ön saflarında yer almış, özellikle de Türkiye ve Kürdistan'dan gelmiş mülteciler için yoğun dayanışma içinde olmuştur. H.“Ebs“ Eberl'in hapis ve para cezalarına mahkum edilerek, Almanya'da savaşa, faşizme, yabancı düşmanlığına, militarizme karşı mücadele eden kurumlar, örgütler ve bireyler üstünde kurulmak istenilen bu baskı, aynı zamanda Almanya'nın başta Bosna, Afganistan, Kongo gibi ülkelerde askeri güçlerinin konuşlandırılmasına devam edilirken, ülke içindeki muhalefeti de susturmaya yöneliktir.
Bu nedenledir ki, bu dava sadece Münih'in yerel bir davası değildir. Dünyanın çeşitli yerlerinde hayata geçirilen baskıların, savaşların ve ekonomik sömürünün sürdürebilmesi için Almanya'nın kendi ülkesindeki muhalefeti susturması anlamına gelmektedir. Bu yüzden H.“Ebs“ Eberl ve diğer tüm siyasi davalılar hakkındaki davaların hemen durdulmasını ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz: Kitap: FRANSA-MAYIS 68 - M. ŞEHMUS GÜZEL
O zaman bitmesi ve/veya bitirilmesi istenen bu tarihi başkaldırının önemi nereden kaynaklanıyor? Fransa Cumhuriyeti çağdaş tarihinde, siyasi hayatı, toplumsal yapıları, kadınlık durumunu, entelektüel ortamı, ekonomiyi ve bilhassa emekçi-patron ilişkilerini etkileyen bunca kapsamlı bir olay, bir başkaldırı, bir eylemler bütünü yaşanmadı. Hele bu kadar kısa zaman dilimindeki eylemler dizisi içinde, sonunda ve hemen sonrasında. Başlangıcı bakımından Mayıs 68 bir tür başkaldırıdır. İhtilal değildir : Çünkü öğrenci hareketinin ve onu izleyen işçi hareketinin hedefi veya hedeflerinden biri siyasi iktidarı almak olmadı. Kimi küçük siyasi gruplar “iktidarı almak” tan söz ettiler elbette. Ama bu sadece sözde kaldı. |
Temel Demirer Bir Kez Daha, “Yeni” Yargıç Önünde… Biz De Yanındayız!
Yazar Temel Demirer, bir yılı aşkın süredir yargılanmakta olduğu kötü şöhretli “Türklüğe hakaret”/TCK 301davasının duruşması için, önümüzdeki 17 Mart (2010) günü saat 09.30’da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bir kez daha hâkim karşısına çıkıyor. Hatırlanacağı üzere Temel Demirer Hrant Dink’in katledilmesinin ardından Ankara’da düzenlenen bir protesto gösterisinde yaptığı konuşmada “Hrant’ın katili devlettir” dediği için hakkında TCK 301. maddeden dava açılmıştı. 301. maddeye ilişkin davaları Adalet Bakanlığı iznine bağlayan değişikliğin ardından, altında Adalet eski Bakanı Mehmet Ali Şahin’in de imzası bulunan “sanığın suçlu olduğu kanaati hasıl olmuştur” ibareli bir izinle dava, yeniden ele alınan ilk dava olmuş, bu olayın yarattığı tartışma ortamında Mehmet Ali Şahin, “Ben Devletime ‘katil’ dedirtmem!” sözleriyle davada taraf olduğunu açık biçimde ortaya koymuştu. Sibel Özbudun'un Derlediği “Latin Amerika: İsyan Hep Vardı!” İsimli kitap Kaldıraç Yayınevi’nden Çıktı;
Yeryüzünün en “kıpırtılı” coğrafyalarından biri… Bu nedenledir ki hakkında ne yazılsa, ne kadar yazılsa az… Ne kadar hızlı yazılsa günden günde devinen, değişen “hâlleri”ni takip etmede zorlanıyor insan. Ne kadar çok yazılsa, sömürgecilik, emperyalizm, askerî diktatörlükler, neo-liberalizm çemberinden çıkmaya istekli halkların başkaldırı biçimlerindeki yaratıcılığını yansıtmak güç… Zapatista ayaklanmasından sonra “sular duruldu” diyorsunuz, Oaxaca’daki isyan patlak veriyor. O dineldi diyorsunuz, Kolombiya dağlarından FARC bir kez daha kaldırıyor başını… Bolivya’da kendilerinden birini devlet başkanı yapıp dünyanın ilk “Yerli Anayasası”nı yürürlüğe sokan Bolivyalı Aymaraların, Quechuaların, Şili hükümetine savaş açan Mapuchelerin “Vardık, Varız, Varolacağız!” haykırışına Venezüella halkının “Ben bir askerim; sizler, yani halk benim önderimsiniz!” diye seslenen Chávez’e verdiği “Sí” yanıtı karışıyor - kıta biteviye ve bitimsiz bir harmanlama içerisinde. |




