Zonguldak'ta kaçak madende iş cinayeti...


Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Edirne... Mezara dönen maden ocaklarında işçiler birer birer katledilmeye devam ediyor.

Kapitalist sömürü düzeninde sıradanlaşan iş cinayetlerinin son adresi yine Zonguldak oldu. 15 Temmuz akşamı, Zonguldak'ın Gelik beldesinde kaçak çalıştırılan kömür ocağında karbonmonoksit gazından zehirlenen 2 işçi iş cinayetine kurban gitti. Gazdan etkilenen 1 işçi ise hastaneye kaldırıldı.

Kaçak madende ekmek kavgası

Ülkenin dört bir yanında maden işçileri katlediliyor, taşeronlaştırma, güvencesiz çalıştırma ve denetimsizlik işçilerin canına mal oluyor.

Son olarak, Zonguldak'ın Dağbaca Mahallesi'nde kaçak olarak işletilen maden ocağında Muharrem Balta ve Serkan Demiro isimli işçiler iş cinayetine kurban gittiler.

Zehirlenerek yaşamlarını yitiren işçilerin, basit bir önlem olan gaz maskesinden yoksun oluşları ölümlerine kapı araladı.

Sahibinin kimliği henüz belirlenemeyen kaçak kömür ocağında Muharrem Balta'dan bir süre haber alamayan diğer işçiler Serkan Demiro ve İbrahim Zengin, arkadaşlarına bakmak için eksi 150 kotuna indi.

Balta'nın hareketsiz bir biçimde yerde yattığını fark eden Demiro ve Zengin, öncelikle ocakta ustabaşı olarak çalışan Rasim Akgül'e haber verdi. Ardından Balta'yı olduğu yerden dışarıya çıkarmaya çalışırken gazdan etkilenerek baygınlık geçirdi.

Ustabaşı ve çevredekilerin yardımıyla ocaktan çıkarılan Balta, Demiro ve Zengin, Gelik beldesine götürüldü. Acil servis ambulansı yolun bozuk olmasından dolayı olay yerine çıkamazken, işçiler İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü aracıyla beldeye götürülebildi. Buradan ambulansla Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Balta ve Demiro yaşamını yitirdi, Zengin ise aynı hastanede yoğun bakıma alındı.

Madenler işçilere tabut oluyor

Son on gün içerisinde 3 ayrı maden ocağında meydana gelen iş cinayetleri sonucu 6 işçi katledildi.

7 Temmuz günü Keşan'daki maden ocağında 3 işçinin ölümüyle sonuçlanan göçüğün ardından 14 Temmuz günü Kütahya'da da bir “iş kazası” yaşanmış ve bir işçi daha katledilmişti.

Son altı ay içerisinde ise, sadece madenlerde meydana gelen iş cinayetleri sonucunda, 69 işçi burjuvazinin kar hırsına kurban gitti.

Yaşanan iş cinayetleri tablosunun toplamına bakıldığında, özelleştirme, kuralsız çalışma ve taşeronlaştırmanın önünü açan, bununla beraber maden ocaklarında gerekli önlemlerin alınması için hiçbir irade göstermeyen sermaye devletinin, denetimsizliği adeta bir politika olarak uyguladığı görülüyor. Patronlar da karlarına kar katmak için güdük hukuksal düzenlemeleri bile yük olarak görüp iş güvenliği önlemlerinin üzerinden tercihen atlıyor, hatta bütünüyle kaçak maden işletme yoluna gidebiliyor. Aynı patronlar çoğu zaman ise, yaşanan iş cinayetinin ardından ya timsah gözyaşları dökerek içi boş “duyarlılık” mesajları veriyor ya da işçilerin “cahil-dikkatsiz” olduğunu söyleyerek 'sınıf kardeşlerinin' de yardımıyla sorumluluğu üzerinden kolayca atıyor.

İş cinayetleri “kader” değil kapitalizmin gerçeğidir

İş cinayeti haberleri sadece madenlerden gelmiyor. Tersanelerde, inşaatlarda, fabrikalarda, kısacası kapitalist sömürü düzeninin çarklarının döndüğü her yerde, adete sistematik bir biçimde işçi öğütülüyor. Patronlar akıttıkları işçi kanı üzerinden servetlerine servet katıyor.

Bilimsel raporların ve araştırmaların tümü, işçi ölümlerinin düzen sözcülerinin zikrettiği gibi “kader” olmadığını da gösteriyor. Kapitalizmde patronların iş güvenliği önlemlerine kaynak ayırmaması, bunu bir yük olarak görmesi nedeniyle önlenebilecek iş kazaları, cinayete dönüşüyor. Örneğin TMMOB, birçok açıklamasında iş kazalarının % 98‘inin önlenebilir kazalar olduğunu, kazaların mühendislik bilim ve teknolojisinin uygulanmasıyla engellenebileceği belirtiliyor.

Gedik örneğin de görüldüğü gibi ölümler, en basit iş güvenliği önlemlerinin alınmamasından ya da denetimlerin yapılmamasında kaynaklı yaşanıyor. Özcesi cinayetler, kapitalizmin işleyiş mantığı olan “patronların aşırı kar hırsı” üzerinden yükseliyor.

Ölümlerin önüne geçmek ve iş cinayetlerini önlemek için ise kapitalist sömürü düzeninin bütütünü hedef alan birleşik bir mücadelenin örülmesi, oldukça yakıcı bir görev olarak karşımızda duruyor.

kaynak: Kızılbayrak