İnegöl’de gerçekleşen lincin sorumlusu, varlığını 12 Eylül darbecilerine borçlu olanlardır - Yılmaz Kızılırmak
26.07.2010
CHP, AKP ve MHP’nin referandum arifesinde yaptıkları kışkırtıcı politikalar ülkede gittikçe azalan huzurun daha dinamitlenmesine katkı sunuyor. Ellerinde propagandaya dönük malzemeler azaldıkça, burjuva partileri daha çok BDP’ye vurmaya ve Kürtleri hedef göstermeye çalışıyor. Bunun sonucunda linç girişimlerinin ardı da kesilmiyor. MHP Genel Başkanının referandum mitingi yaptığı Bursa’da yaşanan linç girişimleri bunun son örneğidir.
Bursa’nın İnegöl giriş yönünde bulunan Karadere’de (şimdiki adıyla Huzur mahallesi) yaklaşık 15 bin Kürt'ün yaşadığı, faşistlerin bundan rahatsız olduğu, buranın boşaltılmasına dönük çalışmaların sürdüğü bilinmektedir. Kürtlere dönük genel rahatsızlığın yanı sıra Belde ile İnegöl içindeki minibüs hatları arasında bir güzergah sorunu yaşanmaktadır.
Dün saat: 21:30 civarında Karadere - Huzur mahallesi arasında yolcu taşımacılığı yapan bir Kürt yurttaşa ait minibüsün yolu Orhaniye denilen semtte kesilince tartışma yaşanmış, Kıraathanedekilerin de karışmasıyla tartışma kavgaya dönüşmüştür. Bu kavgada yol kesenlerden bir kaç kişi yaralanmış, Karadere'lilerin minibüsünde bulunanlarda gözaltına alınarak İnegöl emniyetine götürülmüştür.
Gözaltına alınan Kürtlerin aileleri bu haberi alır almaz, birkaç minibüsle emniyet müdürlüğüne gidip çocukları ile görüşmek istemişlerdir. MHP’nin Bursa mitingi sonrasında gerçekleşen bu olay, MHP yöneticilerin mitingden sonra İnegöl’e bağlı Cerrah Beldesi’ne uğradığı, mitinge ilçeden gidenlerin döndüğü, sokaklarda MHP kitlesinin yoğun olduğu bir zaman diliminde yaşanmıştır.
Gözaltına alınan Kürtler İnegöl emniyetindeyken yakınları da emniyetin önünde beklerken, minibüsün yolunu kesenler, İnegöl içinde halkı kışkırtarak 3 binden fazla insanı karakol önüne yığmıştır. Faşistlerin emniyetin önüne gelip saldırılarını sürdürmesi üzerine gözaltındakilerin yakınları da emniyete sığınmışlardır. Emniyet içinde iki kişiyi öldüren PKK’lilerin olduğunu ileri süren faşistler onların kendilerine verilmesini istemişlerdir. Emniyetin Kürtleri koruduğunu ileri süren faşistler emniyetin araçlarını tahrip etmişler, kapıdaki polislere saldırmışlardır. Faşistlerin saldırısı sonucu 10 polisin yaralandığı, 8 emniyet aracının tahrip edildiği, banka şubesinin ve ambulansın camlarının kırıldığı öğrenilmiştir.
Karakol önünde gerici faşist güçlerin toplandığı ve gözaltındakileri almaya çalıştığı haberi Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Karadere’ye ulaşınca Karadere’liler, Bursa Ankara karayolunu çift yönüyle trafiğe kapatarak dışarıdan gelecek faşistlerin kente girişine barikat oluşturmuşlardır.
‘KAHROLSUN KÜRTLER - KAHROLSUN PKK – ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ – BURASI İNEGÖL BURADAN ÇIKIŞ YOK’ sloganları atan vahşi yaratıklar, saldırılarını saatlerce sürdürmüşlerdir.
Gece boyunca BDP milletvekilleri ve Bursa il örgütü yöneticileri yetkililerle görüşerek linç saldırısının durdurulması için yoğun çaba sarfetmişler, sabaha karşı 04.30’dan itibaren İnegöl içindeki gerici faşist güçler evlerine çekilmeye başlamıştır. Sokağın sakinleşmesi üzerine emniyette mahsur kalan ailelerde oradan çıkarak kapatılan Bursa Ankara karayoluna ulaşmış ve ardından yol tekrar açılmıştır.
Kürtlerin hakim olduğu bölge ve kesilen yol güzergahında hiçbir didişme, kavga vb. sorun yaşanmamıştır. Kürtler provakasyonlara karşı uyanık olmuş olay çıkaranların kendileri değil faşistler olduğunu göstermişlerdir. Trafiğin kesilmesi nedeniyle karayolunda mağdur olan araç sürücü ve yolculara neden böyle bir şeyi yapmak zorunda bırakıldıklarını anlatan Kürtler, insanlara su dağıtmayı da ihmal etmemişlerdir.
Bursa Valisinin, AKP Bursa Milletvekilinin, İnegöl’ün AKP’li Belediye Başkanının, Jandarma Alay komutanı ve Bursa Polis Şefinin sabaha doğru İnegöl’de inceleme yaptıkları, Bursa Valisi Şahabettin HARPUT’un ‘Olayın aslı, alacak verecek kavgası. Basit ve adi bir olay, akıl ve mantık dışı gelişince bu noktaya gelinmiş. İşin ilginç yanı, bu eylemi yapanlar vatanını milletini seven insanlar’ dediği, ancak sonrasında inkar ettiği basına yansımıştır.
Onlarca Kürdün evinin yakılıp yıkıldığı, araçları ve işyerlerinin de ciddi anlamda zarar gördüğü bir gerçek. Devlet, emniyet araçlarını tahrip ettiklerinden, polisleri yaraladıklarından dolayı faşistlerin peşine düşmüş 50’ye yakın faşisti gözaltına almıştır. Eğer devletin malına zarar verilmemiş olsaydı, Kürtler yaşadıkları linçle baş başa kalacak ve faşistler gözaltına alınmayacaktı.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Merkezi’nden yapılan açıklamada, ‘…sıradan bir tartışma gibi başlayan olay, taraflardan birinin Kürt olması sebebiyle etnik bir kavgaya dönüştürülmüş ve Kürtlere karşı bir linç girişimi yaşanmıştır. Olayın Bursa’da aynı gün yapılan MHP mitinginin ardından yaşanması dikkat çekicidir. MHP Bursa mitinginin ardından ilçeye hakim olan ırkçı, faşist havanın etkisiyle üç bine yakın kişi emniyeti abluka altına alarak kentte terör estirmiş; Kürtlere ait işyerleri ve araçlar tahrip edilmiştir. Gözaltına alınan Kürtlere karşı sabaha kadar süren linç girişimi gerçekleşmiştir. Orada yaşayan Kürtlerin sağduyusu nedeniyle daha vahim sonuçların açığa çıkması önlenmiştir. Bu olay basit bir esnaf kavgası değildir. Son dönemde ırkçılık kokan ve Kürtleri hedef gösteren sorumsuz açıklamalar bu gelişmelerde tetikleyici olmuştur’ denilmiştir. İnegöl’de Kürtlere karşı yaşanan saldırı ve linç girişimini kınayan BDP merkezi, ‘Partimizin ve tabanımızın bu tür provokasyonlara karşı kendini koruyan ve savunan pozisyonda olacağını, halklar arası bir çatışmaya mahal vermemek için de sağduyuyu elden bırakmayacağını kamuoyuna önemle bildiriyoruz.’
Yaşanan linç saldırısı sürecinde İnegöl’den ayrılmayan BDP Bursa İl Örgütü Eş Başkanı Ayla YILDIRIM’da yaşananların ilk olmadığını belirterek, çok kaygılı saatler yaşadıklarını, karakolda mahsur kalanları kurtarmak için yanlarına gidemediklerini çünkü 3 – 5 bin civarında bir ırkçı kitlenin karakolu saatler boyunca kuşattığını söyledi. Kürtlerin yaşadıkları yerleşim birimine gittiklerini ve sürekli gelişmeleri oradan takip ettiklerini ifade eden YILDIRIM, ‘Halkın sürekli kaygı içinde olduğuna tanık oldum. Bu saldırı ilk değil, zaman zaman faşistler böyle kişisel sorunları siyasal zemine çekerek Kürtlere saldırıyorlar. Geçen yılda mobilya üretimi yapan bir Kürt esnafının işyeri kundaklandı. Sıradan iki çocuğun kavgasının dahi etnik çatışmaya dönüştürmekten çekinmeyen faşistler, Kürtlerin buradan çekip gitmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Gerginlik burasıyla sınırlı değil ki, şimdi Bursa'nın her yerine bir biçimde yansıdı ve sürüyor’ dedi.
Bu arada Türkiye Barış Meclisi’de (TBM) bir açıklama yaparak, ‘İnegöl’de yaşayan Kürt vatandaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen linç girişimden dolayı büyük bir üzüntü ve kaygı duyuyoruz’ dedi.
Linç saldırısıyla 15 bin Kürt’ün yaşadığı bu bölgeden çekip gitmesinin hedeflendiğini ileri süren TBM, bölgenin Kürtlerden arındırılması projesinin epey bir süredir gündemde olduğunu ve saldırıya uğrayanlarca da bilindiğine dikkat çekildi.
TBM’nin açıklaması şöyle devam ediyor; “İnegöl’de yaşanan bu saldırı ilk değildir. Ne yazık ki, ülkenin dört bir yanında Kürtlere yönelik gerçekleştirilen ırkçı ayrımcı ve nefret söylemi içeren saldırılar da kaygı verici bir boyut kazanmaktadır. Bugüne kadar uygulana gelen ve her açıdan ağır yıkımlara, büyük acılara yol açan, sorunu “terör ve asayiş” sorununa indirgeyen, çözüm içinse “imha ve şiddet” politikalarından medet olan anlayışlar, çözüm umutlarının göreli de olsa yeşerdiği son süreçte ırkçı, ayrımcı ve şovenist milliyetçi söylemlerinin dozunu giderek arttırmıştır.
Bizler, sorunun tek çözümünün, tanımı gereği şiddeti dışlayan siyasal alanda olduğunu vurguluyoruz.
Ve ülkemizin her yerinde sadece ve sadece barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşama arzusunda olan büyük çoğunluğun, her şeye karşın, bu arzularını gerçekleştireceğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bunu gerçekleştirmek çok zor olmadığı gibi, imkansız da değildir. Yeter ki barışı ve huzuru isteyelim.
Zira hiçbirimizin gidebileceği bir başka Türkiye yok.”
İnegöl’de Kürtlerin lince uğradığı haberleri daha gazete manşetlerinden inmeden, bu kez Dörtyol’da BDP binasının ateşe verildiği, Kürtlerin ev ve işyerlerine dönük saldırıların başladığı haberleri manşetlere düşmeye başladı. Bu arada gecenin ilerleyen saatlerinde polisin BDP Esenyurt binasını bastığı 50 kişiyi gözaltına aldığı öğrenildi.
Varlığını darbecilere borçlu olan AKP, referandumda 12 Eylül darbe Anayasasını suni öpücüklerle yaşatmaya çalışırken, insan hak ve özgürlüklerine dönük saldırılarla da darbe düzenini sürdürüyor.
Bu ülkede yaşayan ezilenler, horlananlar, kimlikleri inkar edilenler; 12 Eylül’de darbeciler ve onun kucağında büyüyenlere hak ettikleri yanıtı mutlaka vereceklerdir. 26 Temmuz 2010
Yazar: Yılmaz Kızılırmak
